İstanbul Aydın Üniversitesi, sahip olduğu 40 bine yakın öğrencisiyle ve devasa tesisleriyle yeni eğitim öğretim yılına oldukça iddialı giriyor. Türkiye’nin değil dünyanın gözde eğitim kurumları arasında yer alan İstanbul Aydın Üniversitesi’nin (İAÜ) Mütevelli Heyet Başkanı Doç. Dr. Mustafa Aydın, İAÜ olarak verdikleri eğitim hizmetleri ve yeni dönem hedefleriyle ilgili Ekovitrin’in sorularını yanıtladı.
Mustafa Bey merhaba. YKS sonuçları açıklandı, bu yıl 12’nci sınıf müfredatından da sorular soruldu. Öğrenciler uzaktan eğitim aldıklarından dolayı yeteri kadar istifade edemediklerinden başarıda çok büyük bir düşüş oldu. 1 milyona yakın öğrenci taban puanı tutturamadı. Bu durum özellikle vakıf üniversiteleri açısından ciddi bir sıkıntı oluşturabilir. Sizce çözüm ne olabilir?
Kamuran bey ben o konuya sadece vakıf veya devlet üniversitelerindeki kontenjan boşluğu olarak bakmıyorum. Aslında bu bir sosyal problem, aynı zamanda eğitim problemi. Tekrar sınava giren öğrenciler 2 milyon 600 bin civarında. 1 milyonun üzerinde öğrencinin 180 taban puanını aşamayıp tercih yapamaz duruma düşmesi gerçekten düşündürücü, sosyal bir problem olarak karşımızda duruyor. Burada bence çok ciddi bir stratejik hata yapıldı, 12’nci sınıf müfredatı çok ağır olan bir müfredat. Geçen yıl 12’nci sınıfın müfredatı zorunlu tutulmamıştı, ancak bu yıl soruldu. Pandemi süreci daha fazla ne kadar aktif kullanılabildi ki 12. sınıfın müfredatı dahil edildi? 2020 yılının Mart ayına kadar okullar tamamen açıktı. Zaten pandemi süreci devreye girip öğrencilerin yeterince eğitim alamayacağı düşünülerek haklı olarak hem 12.sınıfın müfredatından muaf tutuldu hem de taban puanı 170’e indirilmişti. Bu yıl ise eğitime öğrenciler online anlamda tam olarak erişemediler. Dolayısıyla bence bu yıl stratejik bir yanlışlık yapıldı. Şu anda 1 milyonun üzerinde öğrenci tercih yapamaz durumda. Ciddi bir potansiyelin ve kaynağın israf edildiğini görüyorum. Bugün devlet ve vakıf üniversitelerinde çok ciddi boşluklar ortaya çıkacak. Bir önceki yıla baktığımız zaman 500 binin üzerinde öğrenciyi biz üniversiteye yerleştirememiş oluyoruz. Konuyu yetkili mercilere ilettik, devlet idaresinin sağduyulu davranarak bir çözüm üreteceğini bekliyoruz. Tercih taban puanlarının 180’in altına indirileceğini umuyoruz.
"ÖĞRENCİLER ALDIĞI PUANIN KIYMETİNİ İYİ BİLMELİ"
Tercih döneminde öğrenciler en çok hangi noktalara dikkat etmeli? 2 milyon 600 bin civarında öğrenciden bahsediyoruz. Bu çok büyük bir rakam. Türkiye nüfusu 85 milyona dayanmış durumda. Öğrencilerin dikkat etmeleri gereken noktalar var. Sonuçta iki aşamalı bir sınav yapılıyor. Bu öğrencilerin içinde halen yüksek öğretimde eğitim görenler var. Okudukları bölümü beğenmeyip sınava giriyorlar. Bir kısmı ise sınavı kazanamamış. Gelecek yıl bu rakam daha da artabilir. Benim öngörüm bu rakamın 2 milyon 800 bin olacağı yönünde. Öncelikle bütün öğrencilerimize şunu söylüyorum. Her öğrenci almış olduğu puanı bir sonraki yıl alıp alamayacağını hesaplaması lazım, yani bu senenin puanının kıymetini bilmek gerekiyor. Birinci öncelik bu olmalı. Rahmetli babam, bankadaki paranın bile size ait olmadığını, cebinizdeki paranın size ait olduğunu söylerdi. Çünkü sabah kalkmışsınız o bankaya el konulmuş, paranızı artık çekemezsiniz. Onun için cebinizdeki para yani şu anda aldığınız puan önemli. Öğrencilerin aldıkları bu puanı iyi değerlendirmeleri çok önem taşıyor.
"TERCİHTEN ÖNCE ÜNİVERSİTE MUTLAKA GÖRÜLMELİ"
Meslek seçimi gerçekten önemli. Öğrencilerin tüm hayatlarını etkileyecek bir seçim bu, öyle değil mi? Bütün dünya arz ve talep üzerine kurulmuştur. Öğrencilerin seçecekleri meslek, yarın ve yarından sonra ne kadar itibar görecek? O mesleğe gelecekte ne kadar ihtiyaç duyulacak? Bu gibi konuların iyi araştırılması ve öyle tercihler yapılması gerekiyor. O zaman demek ki moda bir meslek değil yarından sonra da varolacak bir mesleği tercih etmemiz lazım. Hayatının 45 yılını eğitime adamış birisi olarak öğrenciler hangi bölümü seçecekse o üniversiteyi ve fakülteyi muhakkak görmeliler. Bilgisayardan görmek yetmez. Çünkü online fasülye ekemezsiniz, online ekmek pişiremezsiniz, online tarım, online imalat yapamazsınız, bizzat yerinde onu görmek lazım. Bir takım eğitimler biliyorsunuz ücretli, Tıp Fakültesi’nin eğitimi ile Diş Hekimliği Fakültesi’nin eğitimi aynı olmadığı gibi örneğin Güzel Sanatlar Fakültesi’nin eğitimi aynı değil. Ailelerin masrafları karşılayıp karşılayamayacakları önceden düşünülmeli. Herşeyden önemlisi öğrenciler seçecekleri meslekleri ömür boyu onurla taşıyabilmeli, buna göre tercih yapmalılar. Üniversitenin bulunduğu şehir çok önemli. Pandemi süreci bunu bize bir kez daha etkin olarak gösterdi ki artık eğitimin tamamı taş duvarlardan ibaret değil, her yerde eğitim var. O zaman eğitim demek insanın hem kişisel gelişimini sağlaması demek hem de o meslekte endini geliştirmesi ve yetiştirmesi demek. Büyük şehirlerde öğrencinin kişisel gelişimini sağlayacak çok imkanlar var. Staj imkanları, konferanslar, seminerler, sanatsal faaliyetler yani imkanlar çok geniş. Büyük şehirler öğrencilere eğitim süresince kimliksel gelişim için çok büyük fırsatlar sunuyor. Mesela İstanbul’da üniversiteyi bitiren bir öğrenci iki üniversite bitirmiş oluyor. Öğrencilerin bu konuları göz önünde bulundurup öyle tercih yapmalarını istiyorum.
"SONBAHARDA YÜZ YÜZE EĞİTİME BAŞLAYACAĞIZ"
Yakında yüz yüze eğitimler başlayacak. İstanbul Aydın Üniversitesi’nin fiziki yapılanması, yeni binaları, akademik kadrosu ve eğitimde sunduğu ayrıcalıklardan bahseder misiniz? Yüksek Öğretim Kurulu’nun aldığı karara göre inşallah sonbaharda yüz yüze eğitime başlayacağız. Ama yakından takip ettiğimiz kadarıyla maalesef bayramla beraber vakalarda biraz artış yaşandı. Eğer tedbir alırsak, hassas ve duyarlı davranırsak yüz yüze eğitim yapacağız. Ama olağanüstü gelişmeler olursa, yüz yüze eğitimde birtakım sıkıntılar olabilir. İstanbul Aydın Üniversitesi geneline baktığımız zaman son blokları da devreye sokmak suretiyle bugün 500 bin metrekare açık, 200 bin metrekarenin üzerinde kapalı alanı olan devasa bir üniversiteye sahibiz. Hem İstanbul’un kalbinde, hem de Florya gibi prestijli bir alanda bulunuyoruz. Bazı alanlarda pandemi döneminde de yüz yüze eğitimi devam ettirdik. Diş Hekimliği, güzel sanatlar ve mühendisliğin belirli alanlarında randevu sistemiyle eğitimi sürdürdük. İAÜ, bugün 40 bine yakın öğrencisiyle, 300’e yakın programlarıyla, sosyal iklimiyle, uluslar arası ilişkileriyle yaklaşık 600’e yakın yurtdışı üniversitelerle işbirliğiyle, öğrenci değişim programlarıyla, laboratuar altyapısıyla sadece Türkiye’nin değil dünyanın gözde eğitim kurumlarından birisi. Dünyada ilk bine giren Türkiye’nin nadir üniversitelerinden birisiyiz. Bu sene pilotaj bölümümüzü de açtık. Bu çok önemli bir girişimdi. Müzik bölümümüzü açtık. Bununla beraber çok yenilikçi bölümlerimizi de devreye sokarak A’dan Z’ye bir dünya üniversitesi olarak, öğrencilerimize hizmet vermeye devam edeceğiz. Üniversitemizi kazanacak öğrencilerimizi şimdiden tebrik ediyorum. İstanbul Aydın Üniversitesi her yönüyle yüz yüze eğitim için hazır.
"YABANCI ÖĞRENCİ KONUSUNDA SIKINTI YOK"
Türkiye için ciddi bir gelir kalemi oluşturan uluslar arası öğrenciler var. Pandemi dolayısıyla geçen yıl bu konu sekteye uğradı. Bu yıl için beklentileriniz gerçekleşecek mi? DEİK’te üç dönem Eğitim İş Konseyi’nin başkanlığını yaptım. Son üç yıldır da Türkiye İhracatçılar Meclisi’nde görev alıyorum. Şu anda ciddi bir sorun gözükmüyor. Cumhurbaşkanlığı ve Bakanlıklar, üniversitelerimizin bu konudaki beklentilerine de çok güzel cevaplar verdiler. Şu ana kadar yapılan çalışmalar meyvelerini verdi. Şu anda Türkiye’de uluslar arası öğrenci sayısı 220 bine ulaştı. 10 yıl önce 30 binler düzeyindeydi. Çok yakın bir tarihte bu rakamı 300 binlere çıkartacağız. Uluslararası öğrenciler mezun olup ülkelerine döndüklerinde önemli yerlere gelecekler, iş insanı, diplomat olacaklar. Bunları fahri büyükelçi olarak görüyorum. Bizim kendi öğrencilerimiz kadar bize yakın görüyorum onları. Öğrenciler aşılarını olup, üniversitemizde eğitime başlayacaklar. Aşı olmayan hiçbir öğrencimizin kampüsümüze girmesine müsaade etmeyeceğiz. YÖK Başkanı Sayın Yekta Saraç görev süresini tamamladı ve Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığı’na atandı. Yeni YÖK Başkanı atandı. Konuyla ilgili düşüncelerinizi alabilir miyiz? Sayın Yekta Saraç hocamıza yaptığı değerli hizmetlerden dolayı üniversitelerimiz ve öğrencilerimiz adına şükranlarımı sunuyorum. DEİK ve TİM’deki görevlerimden dolayı kendisiyle güzel çalışmalarımız oldu. Ulusal meselelerde beraber çalıştık. Özellikle uluslar arası öğrencilerin ülkeye kazandırılması konusunda güzel işbirliklerimiz oldu. Kararlılığını ve adaletini gördüm. Kendisine yeni görevinde başarılar diliyorum. Sayın Cumhurbaşkanımız çok doğru bir kararla kendisini Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanlığına getirdi. Büyük bir hizmet insanı, ülkemizin kendisine ihtiyacı var. Yeni YÖK Başkanımız Erol Hoca da Marmara niversitesi’nden oraya geldi. Eğitimin içinden gelen ve süreci bilen birisi. Erol hocamız da aynı Yekta hocamız gibi bayrağı devralarak güzel hizmetler yapacak. Kendilerine başarılar diliyorum.
"ÇEVRE VE DOĞA BİLİNCİ OLUŞTURULMALI"
Son yıllarda doğal afetlerde artış var. Gerek orman yangınları gerekse yaşanan seller büyük zarara neden oluyor. Marmaris’te çocuklar kitap yakarken ormanı da yaktılar maalesef. Eğitimde neler yapılmalı, neler söylemek istersiniz? Tabi eğitim konusu çok önemli. Türkiye 85 milyonluk koskocaman bir ülke. Her yıl orman yangınları çıkıyor Türkiye’de. Ama bu yıl daha fazla orman yangını çıktı. Peki ne gibi tedbirler alınıyor orman yangınlarına karşı? Öncelikle bu gibi olaylar topluma bir ders olmalı. Yetkililer ve ilgili kurumlar tarafından daha güçlü tedbirler alınmalı. Eğitime öncelik verilmeli, çevre ve doğa bilinci konusunda çalışmalar artırılmalı. Çünkü ciğerlerimiz yanıyor, nefes alamıyoruz artık. Tedbir almadan sorunları çözemeyiz. Bütün ülke olarak el ele vereceğiz. İyi temennilerimizi koruyalım ama gerçekleri de görelim.