Rusya, Sovyet imparatorluğu’nu geri kazanma tutkusuyla 2008’de Gürcistan’a, 2014’te Ukrayna’ya müdahale etti. Bu ülkelerin NATO’ya üyelik süreçlerini engelledi. Güney Osetya ve Abhazya’yı Gürcistan’dan; Kırım’ı Ukrayna’dan kopardı. Suriye, Libya ve Güney Kafkasya’ya pençesini attı. “Ukrayna olmadan Rusya, Avrasya’da İmparatorluk olamaz” der Amerikalı ünlü siyaset bilimci Zbigniew Brzezinski. Rusya, Ukrayna’yı Batı’ya kaptırdığında, kendi coğrafyasına sıkıştırılacağının farkında. Sovyetler’in dağılmasıyla, Ukrayna 24 Ağustos 1991’de bağımsızlığını ilan etti.
Rusya, Kırım’ın Rusya’ya katılmasına meşruiyet kazandırabilmek için önce Kırım’daki Ruslara bağımsız bir Kırım Cumhuriyeti ilan ettirdi. Ardından, Kırım’a Mart 2014’te Rusya’ya katılma kararı aldırdı. Sovyetler’in 1991’de dağılmasının ardından NATO Açık Kapı Politikası’nı benimsedi. Sovyet coğrafyasında yer alan ve Varşova Paktı’na bağlı ülkeler, 1999’dan itibaren NATO üyeliğine kabul edildiler. 1999’da 16 üyesi bulunan NATO’nun ülke sayısı 30’a çıktı. NATO’ya katılan bu 14 ülke, Sovyet ve Varşova Paktı’nın üyeleriydi.
Böylece, ABD/NATO Rusya’yı batıdan kuşattı, Rusya’yı vuracak silah sistemlerini Rus sınırına yerleştirdi. Ukrayna’nın da NATO üyesi olması, Rusya’nın tümüyle kuşatılması ve Karadeniz’de sıkıştırılması demek. Rusya, aslında Ukrayna’nın NATO üyeliğini savaş nedeni sayacağını, Kırım ve Donbas’ta attığı adımlarla açıkça söylüyor. Putin’in iktidara gelmesinden sonra, Rusya Sovyet İmparatorluğu gücüne erişmek için hızlı adımlar atmaya başladı. Rusya, Ukrayna sınırında askeri yığınak yaptı. 100 binin üzerinde asker ve Ukrayna’yı vuracak silah sistemlerini konuşlandırdı. Rusya-Ukrayna gerginliğinde, Rusya’nın ABD’den istediği üç kabul edilemez madde var: 1- NATO’nun doğuya doğru ve Sovyet eski coğrafyasında genişlememesi, 2- NATO’nun 1997 sonrası Doğu Avrupa ülkelerine konuşlandırdığı asker ve silah sistemlerini çekmesi, 3- Rusya’yı vuracak silah sistemlerinin Rusya sınırında konuşlandırılmaması. ABD, Rusya’nın bu taleplerine evet der mi? Kesinlikle hayır. ABD’nin ve NATO’nun Rusya’nın bu taleplerini kabul etmesi, NATO kuruluş anlaşmasının reddedilmesi demek. ABD, diplomasiyi tercih edecek ve zaman kazanmaya çalışacaktır. Ancak, Gürcistan ve Ukrayna’nın NATO üyeliği de mümkün değil. Bu koşullarda ABD, NATO ve AB, Gürcistan ve Ukrayna’nın NATO üyeliğini istemez. Putin, aslında isteklerinin bir bölümünü elde etmiş durumda. Putin tarihi okuyarak, ülke coğrafyasını dünya politikasında çok iyi kullanıyor.
Konuşmuyor, hamaset yapmıyor. Peki, Rusya’nın Ukrayna’ya askeri müdahalesi karşısında, NATO Ukrayna’ya destek kapsamında güç kullanır mı? Ukrayna NATO üyesi değil, NATO’nun sadece ortağı. NATO, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne vurgu yapar, diplomatik adımlar atar, ancak NATO beşinci maddesi (Article 5) kapsamında güç kullanamaz. 2008’de Gürcistan’da, 2014’te Kırım’da kullanmadığı gibi. Rusya, askerî harekât başlatır mı? Mevcut koşullarda, Rusya’nın Ukrayna’ya askeri bir harekât başlatma olasılığı düşük. Ancak Putin, Rus nüfusunun daha yoğun olduğu Donbas bölgesinde, Donetsk ve Lugansk bölgelerinin bağımsızlıklarını tanıyabilir. 2008’de Gürcistan’da Güney Osetya ve Abhazya’nın bağımsızlığını tanıdığı gibi. Bu arada, Ukrayna’da Rus yanlısı bir yönetimin iktidara getirilmesi de Rusya’nın hedefi. ABD, Ukrayna gerginliğini tırmandırarak, başta Almanya olmak üzere AB’yi Rusya karşısında, ABD yanında konumlandırmak istiyor.
Türkiye’yi de Rusya’dan uzaklaştırma hedefinde. ABD’nin bir amacı da, Karadeniz’de askeri varlığını artırarak Rusya’yı Karadeniz’den kuşatmak ve Karadeniz’i çatışma alanına dönüştürmek. Bu nedenle, Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin kısıtlamalarını lehine çevirmek istiyor. Türkiye, ABD’nin bu tuzağını görmeli ve Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin anahtarını hiçbir ülkeyle paylaşmamalıdır. Almanya ve Türkiye, Rusya-Ukrayna savaşında en olumsuz etkilenecek iki ülke. Rusya-Ukrayna gerginliğinde Türkiye tarafsızlığını korumalı, ABD/NATO’nun Karadeniz’i istikrarsızlaştırma adımlarını önlemelidir. ABD/ NATO-Rusya gerginliğinde taraf olmamalıdır. “Taktik olmadan strateji, zafere giden en yavaş yoldur. Strateji olmadan taktik, yenilgi öncesi yapılan gürültüdür” der Sun Tzu (M.Ö. 500).